İnternet Arama Motorları

İnternet denizinde bulmak istediğimiz bir içeriği saniyeler içerisinde karşımıza getiren bilgi erişim sistemlerine arama motoru (search engine) adını veriyoruz. Kullandıkları çeşitli algoritmalara göre içerikleri sıralı bir liste olarak kullanıcılara sunan arama motorları arasında en popüler ve bilineni elbette Google. Aranan içeriğin arama motorları tarafından hızlı ve doğru bir şekilde sunulması kullanıcılar açısından önemli. Ancak bunun haricinde, günümüzde kullanıcıların önem verdiği bir şey de takip edilmemek. Her tıklamanın bir şekilde takip edildiği internet ortamında, sizi takip etmeyen bir arama motoru olan DuckDuckGo ile tanışabilirsiniz.

DuckDuckGo kullanıcılarını Net bir şekilde izlemediğini söylüyor

Arama Motorlarının Kısa Tarihçesi

1990 yılında İngilizce “archive” kelimesi baz alınarak kurulan Archie ile internet tarihine giren arama motoru serüveni, 1991 yılında ortaya çıkan “VERONICA” (Very Easy Rodent-Oriented Net-wide Index to Computerized Archives) ve “JUGHEAD” (Jonzy’s Universal Gopher Hierarchy Excavation And Display) ile devam etti.

Daha çok dosya aramak için kullanılan bu arama motorları bugünkü anlamdaki arama motorları gibi değildi. Günümüz anlamındaki arama motoruna benzer bir sistem olan ve 1993’te kurulan “Aliweb” arama motoru, internetteki web sitelerinin bilgilerini kullanan ilk arama motoru oldu.

90’lı yılların sonlarına kadar onlarca arama motoru ortaya çıktı. Bunların arasında AltaVista ve Yahoo! popülerlik sıralamasında uzun süre en üstlerde kalmaya devam ettiler. Bu döneme kadar arama motorlarına pek yatırım yapılmıyordu.

90’lı yılların sonlarına kadar onlarca arama motoru ortaya çıktı ve sayı sürekli arttı

1998 yılında Google’ı kuran Larry Page ve Sergey Brin, “PageRank” olarak adlandırdıkları bir teknoloji geliştirdiler.

PageRank internet ağındaki her sayfayı puanlıyor ve bu puanlama, o sayfaya verilen link sayısı ile link veren sayfanın puanına göre değişiyordu.

Google Pagerank teknolojisi ile arama motorları tarihinde değişimler oldu

PageRank teknolojisini satmak isteyen sahipleri, alıcı bulamayınca 35 milyon dolarlık bir yatırımla “Google Search”ü kurdular. O günden sonra arama motoru tarihinde müthiş değişimler yaşandı ve Google en popüler internet arama motoru olarak tüm dünyada kabul görmeye başladı.

Arama Motoru Nasıl Çalışır?

Kısaca açıklamaya çalışacak olursak:

Arama motorlarına ait arama robotları (botlar), internet sitelerini tarayarak bu sitelerin birbirlerine verdikleri bağlantıları baz alır ve sayfa içeriklerini saklar. Saklanan içerikler kelime, zaman, etiket ve benzeri birçok maddeye göre indekslenir. Kullanıcılar arama yaptıkları zaman bu indeksler içinde arama yapılmış olur.

İnternet sitelerinin sahipleri, arama motorlarına kayıt yaptırarak kendi internet sitelerinin daha kolay bulunmasını ve indekslenmesini sağlarlar.

Arama motorları internet sayfalardaki verileri indeksler ve saklar.

Arama motorları internet sitelerinin popülerliğine göre indeksleme sıklığını artırır. Yani çok popüler bir internet sitesindeki herhangi bir güncelleme anında indekslenerek arama sonuçlarında gösterilebilirken, çok popüler olmayan internet sitelerindeki bilgilerde oluşan değişiklikler günler sonra da indekslenebilir.

Arama Motorları Bilgi Sızdırıyor

Arama motorlarında bir arama gerçekleştirdiğinizde ve çıkan sonuçlardan birine tıkladığınızda, arama yaparken kullandığınız terimler gittiğiniz siteye de gönderilir. Bu bilgi paylaşımına “arama sızıntısı” (search leakage) denir.

Yani kişisel bir bilgi aradığınızda o özel arama bilgisi sadece arama motoruyla değil, o arama için tıkladığınız tüm sitelerle de paylaşılır.

Ayrıca herhangi bir internet sitesini ziyaret ettiğinizde, cihazınız otomatik olarak bu siteye kullandığınız kullanıcı aracı (user agent) ve IP adresinizi içeren bilgileri de verir. Paylaşılan “user agent” bilgileri aşağıdaki gibi veriler içerir.

User Agent bilgileri ziyaret ettiğiniz sayfalarla da paylaşılır

Pek zararsız gibi görünse de sisteminiz hakkında bazı ipuçları veren ve arama terimlerinizi de içeren bu bilgilerin kötü niyetli saldırganlar tarafından nasıl kullanılacağı meçhul.

Arama Geçmişiniz Arama Motorlarının Elinde

Arama motorlarının sızdırdığı bilgiler bir yana, hayatımızı kolaylaştıran bu sistemler bir de arama geçmişlerimizi kaydeder.

Kaydedilen bu bilgiler arasında arama terimleriarama tarih ve saatleriIP adresiuser agent ve tarayıcı çerezleri (browser cookie) denen web tarama bilgilerini içerir.

Eğer ilgili arama motoruna kayıtlı iseniz ve oturum açarak arama gerçekleştirdiyseniz bu bilgiler hesap bilgilerinizle (e-posta adresiniz, kullanıcı adınız gibi) eşleştirilir.

Bu durum, herhangi birisinin (arama motoru geliştiricileri, hackerlar ya da hesabınızı açık unuttuğunuz herkese açık bir bilgisayarı kullanan kişi gibi) aradığınız her şeyi zamanıyla birlikte görebileceği anlamına gelir. Çok özel ve kişisel bilgilerinizi tehlikeye atmış olursunuz.

Arama motoru sistemlerinin güvenlik açıkları nedeniyle bu bilgileri kaptırması (Yahoo’nun milyonlarca kullanıcı bilgisini kaptırması olayını hatırlayın) ya da hukuki nedenlerle adli mercilere vermesi olasıdır. Yasal nedenlerle bilgilerin paylaşılması her ne kadar olağan dursa da oldukça kişisel olabilecek bazı bilgilerin bu şekilde paylaşılması da istenmeyebilir.

Hepimiz Birer Baloncuk İçerisindeyiz

Google ya da benzeri bir arama motorunda arattığınız terimlerin sonradan sosyal ağlarda ya da takıldığınız forum sitelerinde, o terimle ilgili reklam olarak size döndüğüne hiç şahit oldunuz mu?

Ne zaman “çiçek sipariş” ya da “Antalya otel” gibi aramalar yapsam, forum sitelerinde ya da farklı içerikteki pek çok web sitesinde karşıma çiçek-çikolata satışı yapan ya da otel fiyatları ile ilgili reklamlar çıkar. Sizin de mutlaka karşılaştığınız bu durumun sebebi sizce nedir?

Filter bubble” terimini hiç duydunuz mu? Filtre balonları yukarıda bahsettiğimiz, arama motorları tarafından hesabımızla ilişkilendirilen bilgiler baz alınarak bizi çerçeveleyen sanal hücrelerdir. Şöyle açıklayalım:

İki farklı kullanıcı hesabıyla iki farklı bilgisayardan aynı terimleri Google üzerinde aradığınızda ortaya çıkan sonuçlar muazzam derecede birbirlerinden farklı çıkar. Çünkü Google hesabınızla ilişkilendirilen arama geçmişinizi göz önüne alarak size görmek isteyebileceğiniz sonuçlar gösterir. Yani Google sizi çok iyi tanır.

Filtre balonları kullanıcılarını ilgi alanlarına göre çerçeveler

Bu durumu hayatınızı kolaylaştıran harika bir durum olarak düşünüyorsanız pek çok tehlikeyi göze alıyorsunuz demektir.

Google’ın sizi çok iyi tanıması demek sizi çok iyi takip ettiği anlamına da gelir. Sadece Google için geçerli değil bu durum, Google gibi firmalar hatta Facebook gibi sosyal ağlar da sizi birer baloncuk içerisine alarak sürekli gözetler.

Hangi sitelere girdiğinizi, buralarda ne kadar vakit geçirdiğinizi, kullandığınız cihaz türlerini, konumunuzu, yeme içme zevklerinizi, kıyafet tercihlerinizi ve sayamayacağımız kadar çok kişisel bilgilerinizi toplayan bu sistemlerin hangi şirketlere, istihbarat birimlerine ya da şahıslara pazarlanacağını (ücretli ya da çıkar amaçlı değişimlerle) bilemezsiniz.

Oldukça Ürkütücü Değil mi?

Bu konuda TED Talks’da konuşan Eli Pariser’in videosunu izlemenizi tavsiye ediyoruz. Videonun altyazılarını aktif ederseniz, Türkçe altyazı ile takip edebilirsiniz.

İşte bu filtre balonları sayesinde Google ile ilişkili siteler size seçilmiş reklamlar gösterir, Facebook ilgi alanlarınıza göre sayfa ya da ürün tavsiyelerinde bulunur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.