Bilişim Haber ve DuyurularıYapay Zeka

Yapay Zekânın “Yes-Man” Sorununa Akıllı Çözüm

Eleştirel Düşünmeyi Böyle Tetikliyor

Yapay Zekânın Onaylama Eğilimi Tartışılıyor

Yapay zekâ tabanlı asistanların en çok eleştirilen yönlerinden biri, kullanıcıyı memnun etmeye odaklanan “yes-man” yaklaşımı. Uzmanlara göre bu durum, özellikle stratejik karar alma süreçlerinde yüzeysel ve yumuşatılmış geri bildirimlere yol açabiliyor.

Bu soruna yönelik dikkat çekici bir yaklaşım ise Yeşim Saydan’dan geldi.


“Fikrimi Sormuyorum, Puanlatıyorum”

Saydan, yapay zekâdan daha gerçekçi ve sert geri bildirimler alabilmek için soru biçimini bilinçli olarak değiştirdiğini ifade ediyor. Klasik “Bu fikir hakkında ne düşünüyorsun?” sorusu yerine şu yöntemi uyguluyor:

“Yapay zekâya fikrimi sorarken asla doğrudan görüş istemiyorum. Bunun yerine ‘1 ile 10 arasında bu fikir ne kadar iyi?’ diye soruyorum. Eğer düşük bir puan verirse, hemen ardından ‘Bu fikri 10 yapmak için ne eksik?’ diye devam ediyorum.”

Bu yaklaşımın, yapay zekâyı daha analitik ve eleştirel bir düşünme moduna geçirdiğini belirten Saydan, bu noktada geri bildirimlerin çok daha yaratıcı ve gerçekçi hale geldiğini söylüyor.


Stratejik Düşünmeye Alan Açıyor

Yeşim Saydan’a göre yapay zekâ, doğru kullanıldığında yalnızca bir üretim aracı değil, aynı zamanda güçlü bir stratejik düşünme destekçisi. Operasyonel detayları yapay zekâya devrettiğini belirten Saydan, bu sayede “büyük resme” ve uzun vadeli büyüme hedeflerine daha fazla odaklanabildiğini ifade ediyor.


Endişeler Var, Ancak Geri Dönüş Yok

Yapay zekânın olası olumsuz etkileri konusunda hâlâ temkinli olduğunu dile getiren Saydan, buna rağmen teknolojiyi dışlamanın gerçekçi olmadığını savunuyor. Ona göre asıl kritik mesele, yapay zekâyı sorgulayan, yönlendiren ve denetleyen bir bakış açısıyla kullanabilmek.


Uzmanlara göre bu yaklaşım, yapay zekâ ile çalışan profesyoneller için önemli bir ders içeriyor:
Sorunun biçimi değiştiğinde, yapay zekânın sunduğu içgörülerin derinliği de ciddi biçimde artıyor.